| |
Çaresizsiniz...
Bir şeyler yapmanız gerekiyor...
Ama bir türlü çıkar bir yol bulamıyorsunuz...
Kafanız karışık. Çünkü önünüzde çok seçenek var.
Herkes en iyi olduğunu iddia ediyor ve yerli yersiz her şeye garanti
veriyor. Oysa bugüne kadar almış olduğunuz İngilizce eğitimlerinde
hastalığınıza bir teşhis bile konulamadı. Önünüzdeki seçeneklerin de
evvelkilerden pek farklı olmadığını düşünüyorsunuz.
ARTIK DAHA
FAZLA ÜZÜLMEYİN...
İngilizce öğrenebilmek her şeyden önce kendinize güven ve insan aklının
başaramayacağı hiçbir şeyin olamayacağına kendinizi inandırmanızla başlar.
Geçmişteki yersiz ve boş korkularınızdan kurtulmanız İngilizce eğitiminde
atacağınız ilk adım olacaktır.
İngilizce matematiksel verilerle çalışan ve atılan her adımın mantıksal
bir denetime tabi olduğu son derece kolay ve anlaşılır bir lisandır.
İngilizce eğitimindeki tek sıkıntı, yetersiz Türkçe Dilbilgisi hakimiyeti ve
geçmişten bugüne taşıdığınız yersiz korkularınızdan başka bir şey değildir.

İddialıyım...Ve
Taahhüt
Ediyorum...
Türkçe
Dilbilgisi mülakatını geçen herkesin
maksimum 6 ay içinde
İngilizce yazıp konuşabileceği iddiasındayım...
Siz sadece Türkçe Mülakatını geçmeyi başarın
gerisi,
İngilizce = ( Matematiksel Mantık x Türkçe Dilbilgisi ) + Ders Çalışma
Unutmayın İngilizce öyle kolay bir lisandır
ki, ezberlemediğiniz sürece öğrenmemek için özel çaba sarf etmeniz gerekir.
"ŞU
KADAR GÜNDE, BU KADAR SAATTE İNGİLİZCE"
Son günlerde internette
yaygın bir şekilde ortaya çıkan ve bir çoğunun ne
akılla nede bilimle uzaktan yakından alakası olmayan
" şu kadar günde, bu kadar saatte "
gibi başlıklarla İngilizce eğitimi sloganlarına
rastlanmaktadır.
Maalesef bu duygu sömürüsü kervanına ciddi olması beklenen bazı eğitim
kurumları da katılmıştır.
Şunu bilmelisiniz
ki, son günlerin moda sloganlarının aksine
kitapsız, kalemsiz ve ders çalışmadan İngilizce
öğrenemezsiniz.
Birisi gelse de bana İngilizceyi ben uyurken ya da ders çalışmadan öğretse
mantığı sadece Hollywood filmlerine özgü ütopik bir yaklaşımdır.
Gerçek eğitim güven unsuru üzerine kurulu olması gerektiğinden ve öğrencinin
verim aldığı sürece o derslere devam edeceği felsefesinden yola çıkarak, bir
öğretici kesinlikle peşin para talebi veya taksitlendirme seçenekleri ile
ortaya çıkamaz. Aksi eğitimcinin kendisine güvenmeyip, öğrencisinin bir gün
dersleri bırakacağı endişesini taşıdığı anlamına gelir.
"BOŞA HARCANAN PARA VE
ZAMAN, YİTİRİLEN UMUTLAR"
Şöyle geriye doğru gidildiğinde orta okuldan üniversite
yıllarının sonuna kadar hemen hemen herkes yıllar boyu İngilizce eğitimi
almış hatta çoğumuz özel ders veya İngilizce kursları ile bu eğitimi
pekiştirmeye çalışmışızdır.
Ama hal öyle bir noktaya gelmiştir ki ya İngilizce öğrenmeye
kabiliyetimizin olmadığına inanmaya başlamış ya da Türkiye'de İngilizce
öğrenemeyeceğimize kendimizi şartlamışızdır. Yani hiçbir zaman bu olayın bir
sistem işi olduğunu düşünmemiş sizlere uygulanan metodun Türk insanı için
ideal bir yöntem olup olmadığını bir türlü irdeleyememişizdir.
Kur sistemi ile başlayan 2-3
senelik süreç içinde
ya ücretin tamamının peşin alındığı ya da
size imzalattırılan senetlerle
elinizin bağlandığı bir
ortamda, içeriği aynı kalmasına rağmen devamlı değişen ve hiçbir şey
anlamadığınız kitaplarıyla var olan ezber sistemi içinde ben gerçekten
İngilizce öğreniyorum diyebilir misiniz...
Bir düşünün bugüne kadar
uygulanan klasik metotlarla etrafınızda İngilizce öğrenebilmiş kaç
arkadaşınız var. Ya da yıllardır uygulanan ezber mantığıyla kaç kişi eğitim
aldığı yerden mutlu ayrılabilmiştir.
"CEVAPSIZ KALAN SORULAR"
İngilizce öğrenirken sorduğunuz sorulara mantıklı cevaplar alamıyorsanız,
ezberliyorsunuz demektir. Çaresizlik içinde anlamadığınız, algılayamadığınız
konulara ait sorularınıza cevap olarak sıkça şu cümleyi duyarız.
"İngilizcede
mantık yoktur. Türkçe düşünmeyecek ve bunu böylece bileceksin."
Bu sadece sorunuza verilen kaçamak bir cevaptır.
Kesin bir dille iddia ediyorum ki, İngilizcenin hiçbir aşamasında
"bunu
böyle bileceksin, İngilizcede mantık yoktur"
cevabı yer almaz. Her sorunun
bir cevabı, her hamlenin net bir anlamı ve açıklaması vardır.
Sizce İngilizce konuşmak sadece iletişim kurmak mı yoksa derinlemesine bir
diyalog içine girerek dert anlatma sınırını aşarak çeşitli konularda
tartışmak mı... Veya
"gelmedi-gelemedi-gelmeliydi-gelebilmeliydi"
sonuçta aynı şeydir ve
hepsi için
"gelmedi"
deyin olsun
bitsin zihniyeti mi...
Artık
"nice to meet you"
cümlesini İngilizce kitaplarında görmekten bıkmadınız mı... Yine İçinizden
kaç kişi hangi sistemde olursa olsun
"İstediklerimi yapmamı engellemeye çalışmandan artık
bıktım"
cümlesini söyleyebilecek bir
bilgiye ulaşabilmiştir.
Lütfen
görüştüğünüz eğitimcilere yukarıdaki gramer yapısında yer alan İngilizce
cümle ve benzerlerini ne kadar sürede size garanti ettiklerini bir sorun.
Bakalım ne
cevap alacaksınız.
Erhan SARIOĞLU
|
|
|
|